ABD ve İsrail’den İran’a Ortak Operasyon: Nükleer Kriz Açık Çatışmaya Dönüştü
ABD ile İran arasında yıllardır inişli çıkışlı seyreden gerilim, İsrail’in doğrudan askeri müdahalesi ve Washington’un operasyona katılmasıyla yeni ve tehlikeli bir aşamaya taşındı. Nükleer program krizi, başarısız diplomasi girişimleri ve bölgesel vekil savaşları zinciri, tarafları açık çatışma noktasına getirdi.
ABD ile İran arasında yıllardır inişli çıkışlı seyreden gerilim, İsrail’in doğrudan askeri müdahalesi ve Washington’un operasyona katılmasıyla yeni ve tehlikeli bir aşamaya taşındı. Nükleer program krizi, başarısız diplomasi girişimleri ve bölgesel vekil savaşları zinciri, tarafları açık çatışma noktasına getirdi.
İsrail Ordusu, İran’a yönelik operasyonun adını “Aslan’ın Kükremesi” olarak duyurdu. ABD ve İsrail’in İran’daki nükleer ve askeri hedefleri vurmasının ardından Tahran yönetimi güçlü bir misilleme yapacağını açıkladı.
Süreç Bu Noktaya Nasıl Geldi?
İran’ın nükleer programı 1957 yılında ABD’nin desteğiyle başlatıldı. Ancak 1979’daki İran Devrimi sonrasında Batı ile ilişkiler koptu. 2002 yılında gizli nükleer tesislerin ortaya çıkması, krizi uluslararası boyuta taşıdı. 2006’da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yaptırım sürecini başlattı.
2015’te İran ile P5+1 ülkeleri arasında imzalanan Joint Comprehensive Plan of Action (JCPOA) ile Tahran yönetimi uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırmayı kabul etti. Ancak ABD, Donald Trump döneminde 2018’de anlaşmadan çekildi ve “azami baskı” politikasını devreye soktu.
Bölgesel Gerilim ve İsrail’le Doğrudan Çatışma
İran’ın Hamas, Hizbullah ve Yemen’deki Husiler gibi bölgesel aktörlere verdiği destek, İsrail ile gerilimi sürekli yüksek tuttu. 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e saldırısı sonrası tansiyon daha da arttı.
2024’te taraflar ilk kez doğrudan füze ve insansız hava aracı saldırıları gerçekleştirdi. İsrail’in Şam’daki İran konsolosluk binasını hedef aldığı iddia edilen saldırı ve İran’ın yüzlerce füze ve İHA ile verdiği karşılık, çatışmanın boyutunu büyüttü.
ABD’nin Doğrudan Müdahalesi
2025’te yeniden göreve gelen Trump, diplomasi ile baskıyı eş zamanlı yürüttü. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın İran’ın yükümlülüklerini ihlal ettiğini açıklamasının ardından İsrail tek taraflı saldırı başlattı.
Bir haftalık karşılıklı saldırıların ardından ABD, Fordo, Natanz ve İsfahan’daki nükleer tesisleri vurdu. İran, Katar’daki El Udeyd Hava Üssü’nü hedef aldı. Can kaybı bildirilmedi. Trump ateşkes ilan etti. Taraflar zaman zaman ihlal suçlamalarında bulunsa da ateşkes büyük ölçüde korunuyor.
Görüşmeler Sürecek mi?
Diplomasi kapısı tamamen kapanmış değil. Ancak mevcut tablo, taraflar arasındaki güvensizliğin derinleştiğini gösteriyor. İran yaptırımların kaldırılmasını şart koşarken, ABD uranyum zenginleştirmenin tamamen durdurulmasını istiyor. İsrail ise İran’ın nükleer kapasitesini “varoluşsal tehdit” olarak görmeye devam ediyor.
Uzmanlara göre, kalıcı bir çözüm ancak bölgesel güvenlik mimarisini de kapsayan geniş kapsamlı bir anlaşmayla mümkün olabilir. Aksi halde Orta Doğu’da yeni ve daha geniş çaplı bir çatışma riski masada kalmaya devam edecek.